Geri git   Forum | Dünyanın En iyi Forumu | TRLine.NET ® Style TRL | Eğitim Liseler Türkçe

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15-03-2009, 08:57 PM   #1
Co Administrator
DuFFy - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 2.201
Tecrübe Puanı: 8
DuFFy is on a distinguished road
Standart Dünya Klasikleri - Yazarları - Eserleri

Kendi Ufak bir Derlememdir.



Victor Hugo
------------
-Şiirler
Doğulular
Cezalar
Dalıp Gitmeler
Müthiş Fil
Dede Olma Sanatı
Bu Çiçek Senin İçin
Diana
Dilenci
Fransa
Kadına sitem
Gelin Böceği
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı

-Tiyatro Eserleri
Lucreca Borgia
Ruy Blas
Burgrave'lar

-Romanlar
Sefiller
İzlanda Hanı
Notre Dame'ın Kamburu
Deniz İşçileri
31
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Vasconcelos
---------


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Umberto Eco
----------
Umberto Eco (d. 5 Ocak 1932, Alessandria), İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünürdür. 20. yüzyılın önemli düşünce adamlarından biridir. Takma ismi Dedalus'tur.

Dünya kamuoyunun gündemine, Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Ortaçağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarındandir.

1932 yılında doğmuş olan Eco, 1971'den bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaktadır ve yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınmaktadır. Eco yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı. Ortaçağa olan ilgisi daha sonra 'Gülün Adı' romanıyla edebiyat çalışmalarına da yansıdı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi.

Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır.

Roland Barthes'dan sonra "ayrıntıların anlamı" ya da "ayrıntıların sosyolojisi" adı verilen bir anlayışın önemli köşe taşlarından birisi olan Umberto Eco'nun Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti,Foucault Sarkacı, Gülün Adı, Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik, Ortaçağı Düşlemek, Önceki Günün Adası, Somon Balığıyla Yolculuk, Yanlış Okumalar, Yorum ve Aşırı Yorum, Beş Ahlâk Yazısı adlı yapıtlarının Türkçesi, Can Yayınları tarafından yayınlandı
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
W.M.Thackeray
-----------
bu da fazla önemli diil

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İvan Sergeyeviç Turgenyev
--------------------
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883)


Ivan Szergejevics Turgeniev28 Ekim 1818'de Orel kentinde doğar. Babası soylu bir ailedendi, fakat yoksul düşmüşlerdi. Süvari albayı baba Turgenyev, Spasskoye malikanesinin sahibi, yaşlı bir kadın olan, Varvara Petrovna Lutovina ile evlenir. Bu evlilikten Ivan doğar. Okumuş, eğitime, kültüre düşkün fakat bir o kadar da sert olan annesi, suç işleyen toprak kölelerini acımasızca cezalandırır, kırbaçlatır. Turgenyev'in fikirleri bu durumlar yüzünden küçük yaşta şekillenmeye başlar. Aile 1827'de Moskova'ya göç ettiğinde Turgenyev özel okullarda eğitim görüp, özel öğretmenlerden dersler alır. Henüz bir çocukken; Almanca, İngilizce ve Fransızca'yı anadili gibi konuşmaya başlar. Daha sonra Moskova ve Petersburg üniversitelerinde okur. Felsefe fakültesini iyi derecede bitirir.

Daha sonra Almanya'ya gider. Berlin Üniversitesi'ne girer ve Almanya'da 4 yıl süreyle kalır. Tarih, klasik filoloji dallarında çalışmalar yapar, Yunanca ve Latince öğrenir. Yurduna döner ve Petersburg Üniversitesi profesörlük sınavını kazanır. O dönemde Alman Felsefesi ülkede benimsenmediği ve kuşku ile bakıldığı için ders verme olanağına kavuşamaz. 1842 yılı Turgenyev için dönüm noktasıdır. O sırada Rus eleştirmen Belinski ile tanışır. Belinski'nin dialogta olduğu insanlar toprak köleliğine karşı duran aydın kesimidir. İlk yazınsal denemeleri dışında ilk ciddi çalışmaları 1842'ye rastlar. Seçtiği yol; Puşkin'in ortaya attığı ve Gogol'ün geliştirdiği gerçekçiliktir. Onu üne kavuşturan ilk yapıtı "Bir avcının notları" adını taşıyan dizidir, 1880 baskısında bu kitap 25 öykü içerir. Öykülerin konuları; toprak ağası ve köylünün yaşayışı, içinde bulunduğu koşullardır.


Turgeniev1852 yılında Gogol'ün ölümü üzerine Turgenyev bir yazısını kaleme alır, sansürün yasakladığı bu yazı Moskova dergilerinde çıkınca, tutuklanır ve bir ay hapiste yatar. Bundan sonraki bir yıl boyunca da polis gözetiminde yaşar. 1855 yılından sonra büyük romanlarını yayımlamaya başlar. Bu romanlarda tıpkı annesi gibi; kültürlü çiftlik sahiplerini canlandırır ve tümünde evrimci-liberal bir dünya görüşünü vardır. 1862 yılından sonra yayımladığı her romanında ise eleştirmenlerin saldırılarına maruz kalır. Turgenyev iki yıl kadar süren bir hastalıktan sonra, 3 Eylül 1883'te Fransa'da Paris yakınlarındaki Bougival kasabasında ölür. Cenaze töreni aynı yılın 9 Ekim'inde Petersburg'ta yapılır.

Edebiyat dünyasına damgasını vuran ve Nihilizm'in temel taşı varsayılan romanı Babalar ve Oğullar'ın konusu 1859'da geçer. Epilogu ise toprak köleliğinin kaldırılmasından (1861) sonraki dönemi anlatır. Bu dönemde Rus yaşayışının en önemli sorunu olan; serflik ilişkilerinin insana aykırılığını, feodal-aristokrat Rusya'nın yıkılışını, yeni burjuva-demokratik güçlerin yükselişini gerçekçi biçimde yansıtır. Babalar ve Oğullar'da reformist akımla, radikal akımın çatışmasından oluşan nihilizmi vurgular. Bu roman için Dostoyevski gibi bir aydın edebiyatçının bile; romanın kahramanı nihilist Barazov için "uydurma bir kişi" demesi bile romanlarının farklılığını kanıtlar
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------LLev Tolstoy
---------
Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana'da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalıaşkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rouseu'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasanaya-Polonya'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan 'çocukluk'u bu sıralarda yazdı. Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kaskas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Genede içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasanaya-Polonya'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi.

Tolstoy bir düzineyi geçen çocuk sahibi olduğu bu evlilik hayatının ilk yıllarında ömrünün en mutlu, en rahat devresini yaşadı. Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı 'Harb ve sulh' ile 'Anna Karanina'yı, bu sıralarda yazdı. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli, bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kabasaba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bakıp usanmadan yazmasıydı. 'Kreutzer Sonat', 'Efendi ile Uşak', 'Karanlıkların Gücü', 'İman nedir', 'İnciler', 'Kilise ve Devlet', 'İtiraflarım' hep bu yılların ürünleridir.

Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.

Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında 'Diriliş', 'Gençlik', 'Hacı Murat', 'Ayaklanış', 'Sergey Baba', 'Tanrı Bizim İçimizdedir', 'Kazaklar', 'Tesadüf', 'İki Süvari ' gibi eserleri vardır
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Şolohov
------
fazla önemli diil

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
----------------------
Aleksandr Sergeeviç Puşkin, 1799’da Moskova’da doğar. Babası Sergey Lvoviç, soylu bir ailenin çocuğudur. Annesi Nadejda Osipovna Hannibal’in ne kadar soylu biri olduğunu söylememiz için ise dedesi İbrahim Hannibal’in Rus Çarı I. Petro’nun vaftiz çocuğu olduğunu belirtmemiz yeterli olacaktır. Görüldüğü gibi çok soylu bir ailenin üyesidir Puşkin. Annesi ve babası çok kültürlü ve aynı zamanda gösteriş düşkünü insanlardır. Zamanlarının çoğunu balolarda geçirdikleri için de Puşkin, anne ve baba şefkatinden uzak bir çocuk olarak büyür. Puşkin, ilk bilgilerini yabancı eğitmenlerden edinir. Henüz sekiz yaşındayken, Fransızcası Rusça kadar iyidir. On bir yaşına geldiğinde ise, özgürlükçü ve alaycı yazarlarına hayran olduğu Fransız Edebiyatı’nı neredeyse ezberlemiştir ve Fransız şiirler ve komediler yazmaya başlamıştır. Döneminin tanınmış şair ve yazarları, Puşkin’in evine gelip gidenler arasındadır. Ancak kendisine durmadan tuhaf masallar anlatıp, eski Rus türküleri söyleyen dadısı kadar hiç biri etkilemez onu. Yaşlı dadısı Arina’nın anlattıkları, Puşkin’in çocukluk ruhunda, silinmez izler bırakır.

Puşkin, on iki yaşına geldiğinde, Rus Çarı I. Aleksandr’ın Tsarskoye Selo’da (Çar’ın yazlık köyü) açtırdığı okula yazılır ve burada gördüğü altı öğrenim yılı boyunca, tıpkı okulun diğer öğrencileri gibi, Petersburg’a gitme izni bile verilmeden, adeta dış dünyadan koparılarak eğitim gördü. Puşkin’in lise yıllarında yazdığı şiirlerinde bile, “gerçekçilik” eğilimi açıkça göze çarpar. O dönem şiirinde kullanılmayan kaba ve gündelik sözcükleri rahatlıkla kullandığı ve canlı, kıvrak bir zekanın izlerinin görüldüğü şiirleriyle, Derjavin’in dahi dikkatini çekmeyi başarır.

Artık ünlü bir şair sayılmaya başlayan Puşkin, bu sıkıcı okul yıllarından sonra, büyük bir eğlence susuzluğu ile, Petersburg’un canlı yaşamına dalar. Bu sıralarda, yazdığı ve bir çoğunun yasaklandığı özgürlükçü şiirleri ve taşlamaları dilden dile dolaşmaya başlar. Rus edebiyatı tarihinde şiir, ilk kez olarak, herkes üzerinde hayranlık uyandırır ve yeni doğan ve adeta üzerine titrenen bir çocuk gibi coşku ile büyümeye başlar.

Rus Çarı I. Aleksandr tarafından Kafkasya’ya atanan ve burada ünlü “Kafkas Esiri” ve “Bahçesaray” adlı destanlarını yazar. Onun edebiyatında ne klâsik şiirin kuralcılığı ne de Romantizmin sahte, fantastik güzellikleri yer alır. O, gerçeği duyumsar, gerçeğin içinden gelir ve onu, olduğu gibi anlatmayı ister.

Kafkasya’dan dönen Puşkin’in, Rusya’daki askeri yönetime ulu orta sövmesinden dolayı, dört yıl süreyle başkente girmesi yasaklanır ve ailenin sahip olduğu Mihaylovskoye köyünde yaşamak zorunda bırakılır. Hükümet tarafından oğlunu gözetim altında tutmakla görevli olan babası da görevini canla başla yerine getirir. Yirmi dört yaşındaki Puşkin, bu sürgün döneminde yedi yıl sonra tamamlayacağı Yevgeniy Onegin adlı romanını yazmaya başlar. “Çingeneler”, “Peygamber” ve Boris Godunov” isimli önemli eserlerini de yine bu sürgün yıllarında yazar.

Bu uzun, sıkıcı ve gergin sürgün döneminden sonra, Rus Çarı I. Nikolay tarafından Moskova’ya çağırılan genç şairin kaleminden çıkan her şey çarın sansüründen geçecektir artık. Polis baskınları ve aşk serüvenleri ise Puşkin’in yaşamının ayrılmaz parçaları olur. Puşkin, bir baloda eski yüksek rütbeli bir memurun kızı olan Natalya Gonçarova ile karşılaşır ve büyüleyici güzellikte olan bu genç kıza aşık olur. Natalya ise, edebiyatla hiçbir ilgisi olmayan, Puşkin’i bir şair olarak umursamayan, aklı fikri kendine rahat yaşam sağlayacak koca bulmakta olan sıradan biridir ve ailesinin de ondan pek bir farkı yoktur. Puşkin Natalya’ya evlenme teklif eder; Natalya ise, şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplanmak üzere erteler. Puşkin, bu durum karşısında umutsuzluğa kapılır ve Moskova’dan uzaklaşmak ister. Bu nedenle de, 1829’da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katılır ve Osmanlı topraklarına gelir. Sonradan yazdığı “Erzurum Yolculuğu” adlı şiirinde yol izlenimlerini anlatan Puşkin’in, daha başka bir çok eserinde de Erzurum’dan aldığı esinler yer bulur.

Moskova’ya dönen Puşkin, Natalya’ya evlenme teklifini yineler. Uzun çekişmelerden sonra Natalya’nın ailesini de ikna etmeyi başarır ve sonunda nişanlanırlar. Natalya ise, bu duruma karşı kayıtsız kalır ve sadece izlemekle yetinir. Natalya’nın bu tutumu da sonuna kadar böyle devam eder. Yaşamını çekilmez kılan bir kayınvalidesi ve kusursuz ama yapay bir çiçek olan eşi vardır artık Puşkin’in. Tabii bir de gerici polisler... Bitmek bilmeyen soruşturmalar ve yasaklamalar yüzünden içi büyük bir acıyla dolsa da Puşkin, yazmaya devam eder. “Yevgeniy Onegin”, “ Don Juan” , “Veba Sırasında Ziyafet” gibi manzum trajedyalarını ve “Dubrovski”, “Maça Kızı” gibi önemli eserlerini bu dönemde yazar. Gogol’la olan arkadaşlığı da bu döneme rastlar. Öyle ki, Gogol’a ünlü ölü canlar romanını yazma fikrini Puşkin verir.

Bu dönemde George Charles d'Anthès adında biri girer. Puşkin, o sıralarda yazdığı birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız delikanlısının bayan Natalya Puşkin’e kur yaptığını, bayan Natalya Puşkin’in de d'Anthès’e karşı kayıtsız kalmadığını öğrenir. Çok üzülen Puşkin, 1837’de d'Anthès’i düelloya çağırır. Bu bir anlamda Puşkin’in ölüme meydan okuyuşudur. Çünkü, d'Anthès’in ordunun en iyi nişancılarından olduğu bilinmektedir.

Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin’i karnından yaralamayı başarır. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, Ocak ayının soğuk bir öğleden sonrası hayata gözlerini yumar. Şairin öldüğünü duyunca evinin kapısının önünde toplanan ve Yevgeniy Onegin’in son baskısını kapış kapış tüketen halk şairin ölümü üzerine neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına gelir. Bu gerekçe ile olaylardan çıkmasından çıkan polis, bir gece yarısı, şairin tabutunu gizlice kiliseden alır ve Mihaylovskoye köyüne götürerek toprağa verir.

Gogol, “Puşkin, olağanüstü bir olaydır.” der; Dostoyevski daha mistik bir tavırla “ Puşkin, bize gelecekten haber veren bir peygamberimizdir.” der. Puşkin, modern Rus Edebiyatı’nın oluşmasına en çok katkıda bulunan yazın ve düşün adamıdır. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus Edebiyatı’nda “gerçekçilik akımı”nı başlatan liderdir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Prosper Merimee
-------------
önemli diil

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Pearl S.Buck
-----------
önemli diil

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Paulo Coelho
----------
Paulo Coelho, 1947 yılında Brezilya'da doğdu. Yazarlığa başlamadan önce ülkesinde tanınan bir şarkı sözü yazarıydı. Bir süre gazetecilik de yapan Paulo Coelho, 1986 yılında Hıristiyanların Batı Avrupa'dan başlayıp İspanya'da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini Hac adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan romanı Simyacı, Coelho'yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. 42 ülkede yayınlanan, 26 dile çevrilen Simyacı, benzersiz bir başarıya ulaştı. Paulo Coelho'nun kurduğu Paulo Coelho Enstitüsü, ülkesindeki yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmektedir. Coelho, UNESCO'nun Kültürlerarası Diyaloglar programında danışman olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulundadır. Yapıtlarıyla pek çok ödül ve nişan alan Paulo Coelho, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde yaşamaktadır

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kazancakis
---------
önemli diil
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
John Steinbeck
------------


, (1902-1968) Amerikalı yazar.


John Steinbeck27 Şubat 1902'de Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu. 20 Aralık 1968’de New York'ta yaşamını yitirdi. 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı.

Yoksul bir ırgat ailenin çocuğu. Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen ailelere mensuptur. Yaşıtları gibi küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi'ne devam etti. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı. İlk kitabı "Kenar Mahalle" 1935'te yayınlandı ve büyük ilgi gördü. Bu kitap Türkçe'ye 1968'de "Yukarı Mahalle" adıyla çevrildi. 1936'da yayınlanan "Bitmeyen Kavga"da tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti. Üçüncü kitabı "Fareler ve İnsanlar" 1937'de yayınlandı. Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu. Kendisine "Pulitzer Ödülü" getiren ünlü romanı "Gazap Üzümleri" 1940'da sinemaya aktarıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi. İzleyen yıllarda politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal öğelerin de yer aldığı eserler ve senaryolar yazdı. 1962'de edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Jack London
---------
Jack London , (1876-1916) Amerikalı roman yazarı.

San Fransisko'da doğan Jack London, İrlanda asıllıdır. Çocukluğu yoksulluklar içinde geçen London, kitaplarla 10 yaşında tanışmış ancak birkaç yıl serseriler arasında yaşamıştır. Bu durumdan kendini kurtarmak için yük gemilerinde çalışmaya başlayan yazar, bu iş sayesinde denizlere açılmış ve Japonya'ya, Sibirya'ya gitme şansı bulmuştur.

1896 yılında ise altın arayıcılarının peşine takılmıştır. Burada başından geçenleri Vahşetin Çağrısı (1903) adlı kitabında anlatan London, bu kitabıyla üne kavuşmuştur.

Okuma alışkanlığını hiç bırakmadığı ve durmadan yazdığı bilinmektedir. En ünlü eseri olarak bilinen ve yarı-otobiyografik özellik taşıyan Martin Eden romanında anlattığına benzer biçimde 1916 yılında intihar etmiştir.

London'ın ölümünden sonra hayatını romansı bir dille anlatan biyografik kitap "Doludizgin Bir Denizci" (Sailor on Horseback) Irving Stone tarafından yazıldı

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İvan Popov
---------
önemli diil

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İlya Ehrenburg
-----------
-Eserleri

Paris Düşerken
Fırtına
Dipten Gelen Dalga
Julio Jurenito
On Üç Pipo

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Howard Fast
---------
önemli diil

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Maksim Gorki
-----------
Maksim Gorki (1868-1936) ünlü Rus yazar.

28 Mart 1868’de Rusya Novgorod’da (Bugünkü adı Gorki) doğdu. 14 Haziran 1936'da Moskova'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Aleksey Maksimoviç Peşkov. Çocukluğu Astrahan'da geçti. Nakliyecilik yapan babasını 5 yaşındayken kaybetti. Annesi yeniden evlenince doğum yeri olan Novgorod'a döndü. Anneannesi ve büyük babası tarafından büyütüldü. Yalnızca birkaç ay okula gidebildi. 8 yaşında çalışmaya başladı. Bu sayede Rus işçi sınıfının yaşamını yakından tanıdı. Bir gemide bulaşıkçılık yaparken okuma merakı sardı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da "acı" anlamına gelen "Gorki" takma adını aldı. İlk gençlik yıllarını Kazan'da geçirdi. İntihara kalkıştı, bir serseri gibi bütün Rusyayı dolaştı.

İlk öyküleri Tiflis'te bulunduğu yıllarda dergilerde yayınlandı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan "Çelkaş" adlı öykü ile ünlendi. Ardından "Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız" öyküsü yayınlandı. Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. İlk romanı "Foma" 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun tartışmalara girmesi sonucu romanları başarısız sayıldı. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı "Ana" en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında Petersburg'da (bugün Leningrad) yaşadı. Marksizmi benimsedi. Komünist Parti içinde 1903'teki bölünmede Bolşevikler'e destek verdi. Ama partiye hiçbir zaman resmi üye olmadı. 1901'de "Fırtına Kuşunun Türküsü" isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti. 1902'de Petersburg Bilim Ve Sanat Akademisi'ne üye seçildi, üyeliği tekrar alındı. Bilgi isimli bir yayınevi kurdu. Bu dergiyle 1905 devriminde önemli bir rol oynadı. 1906'da ABD'yi gezdi. 1906'da Rusya'dan ayrılıp Kapri Adası'ndaki villasında yaşadı. Marksistlerden uzak durdu. 1913'te tekrar Rusya'ya döndü. Rusya'nın 1'inci dünya savaşına girmesine karşı çıktı.

1917'de Bolşeviklerin iktidara el koymasını eleştirdi. Ama 1919'dan başlayarak Lenin'le işbirliği yaptı. Ama süreç içinde hep Bolşeviklerden hem Rusya'dan uzaklaştı. 1921-1928 arasını İtalya'nın Sorrento kentindeki villasında geçirdi. Israrlı çağrılar üzerine 1929'da tekrar Rusya'ya döndü. Ölünceye kadar orada yaşadı. Stalin'in baskıcı yöntemlerini destekledi. Sovyet Yazarlar Birliği Başkanı oldu. 1936'da tedavisi sırasında aniden öldü. Ölümü kuşkulu bulundu. Arkadaşları suikast iddasını artaya attı. Toplumcu gerçekçi romanın kurucusu sayılır. Eserlerinde çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı acılı hayatı, Rusya'daki yoksulluk yıllarını anlattı. Zaman zaman uzun felsefi tartışmalara girerek eserlerinin sanatsal düzeyini düşürdü. Betimlemelerdeki ustalığıyla keskin bir gözlemci olduğunu gösterdi. Başlangıçta bizzat katılarak destek verdiği Sovyet devriminden daha sonra soğudu. Dönem dönem verdiği gönülsüz desteklerin dışında Rusya'dan uzak kalmaya çalıştı. Son dönem yapıtlarının hemen hepsinde devrim öncesi dönemi ele aldı. Tiyatro oyunları ve anılarını kaleme aldığı eserleriyle de Rus edebiyatına katkıda bulundu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Nikolay Gogol
-----------
1809’da Ukrayna’da doğdu. Köy yaşamı, Kazak gelenekleri ve zengin halk kültürüyle Ukrayna, Gogol’ün çocukluğunun arka planını oluşturdu. Orta halli toprak sahibi bir aileden gelen Gogol, 1830’lardan başlayarak Mirgorod Hikâyeleri, Arabeskler gibi öykü kitaplarını yayınladı. Bu kitaplarda yer alan “Taras Bulba”, “Bir Delinin Hatıra Defteri”, “Neva Caddesi”, “Portre” gibi öyküler büyük bir etki uyandırdı. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınladı. Yazar, gerek Rus edebiyatı, gerek kendi geleceği açısından büyük önem taşıyan iki başyapıtı Müfettiş ve Ölü Canlar’ın konularını seçerken de Puşkin’den esinlendi. Gogol’ün toplu yapıtlarının 1842’deki ilk basımında, neşeli komedisi Bir Evlenme ile ünlü Palto da yer alıyordu. Yaşamının son dönemide ruhsal problemler yaşayan Gogol, 24 Şubat 1852’de, Ölü Canlar’ın ikinci bölümünün elyazmalarını yaktı. On gün sonra öldü.

Gogol'ün tamamlayamadığı sadece taslaklarını kaleme aldığı Dördüncü Dereceden St.Vladimir Nişanı adlı oyunu ölümünden sonra Sasa Preis tamamladı.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gabriel García Márquez
-------------------
-Hayatı
1928'de kuzey Kolombiya’da küçük bir şehir olan Aracataca'da doğdu. Márquez 12 yaşında kazandığı bir burs sonucu başkent Bogota 'nın 30 km kuzeyindeki Zip**uirá şehrinde Compañía de Jesús 'da eğitim gördü.1946 yılında ebeveynlerinin isteği üzerine Universidad Nacional de Colombia 'da hukuk eğitimi almaya başladı. Márquez burada, daha sonra karısı olacak Mercedes Barcha Pardo ile tanıştı.

Hukuk eğitiminden sıkıldığından 1950 yılında okulu yarım bırakan Márquez, şiir ve edebiyatla igilenmeye başladı. Özellikle igilendiği eserler Ernest Hemingway, James Joyce, Virginia Woolf ve William Faulkner 'a ait olanlardı. Ama yazarın üzerinde en fazla etkiye sahip yazar Franz Kafka ve onun öyküsü "Dönüşüm" olmuştur..

1954 yılından sonra küçük öykü ve film senaryoları da yazdığı "El Espectador" gazatesinde çalışmaya başlamıştır. Gazatecilik mesleği onu Roma, Polonya, Macaristan, Paris, Caracas ve New York gibi yerlere sürüklemiştir.Bu arada da sürekli öykü ve senaryo yazmaya devam eden yazar 1967'de yazdığı "Yüzyıllık Yalnızlık" adlı romanı 10 milyon adetten fazla satınca yazarlığa başarılı bir geçiş yapmıştır.


Türkçe'ye Çevrilmiş Eserleri

-Roman [
Aşk ve Öbür Cinler ,1994 (Del amor y otros demonios)
Başkan Babamızın Sonbaharı ,1975 (El Otoño del patriarca)
Benim Hüzünlü Orospularım ,2004 (Memoria de mis putas tristes)
Kırmızı Pazartesi ,1981 (Cronica De Una Muerte Anunciada)
Kolera Günlerinde Aşk ,1985 (El amor en los tiempos del cólera)
Labirentindeki General ,1989 (El general en su laberinto)
Şili'de Gizlice ,1986 (La aventura de Miguel Littín clandestino en Chile)
Bir Kaçırılma Öyküsü ,1996 (Noticia de un secuestro)
Yüzyıllık Yalnızlık ,1967 (Cien años de soledad)
Şer Saati ,1962 (La Mala hora)

-Öykü
Albaya Mektup Yazan Kimse Yok ,1961 (El coronel no tiene quien le escriba)
Bir Kayıp Denizci ,1955 (Relato de un náufrago)
Hanım Ana'nın Cenaze Töreni ,1962 (Los funerales de la Mamá Grande)
On İki Gezici Öykü ,1992 (Doce cuentos peregrinos)
Yaprak Fırtınası ,1955 (La hojarasca)
iyi kalpli erendira ile insafsız büyükannesinin inanılmaz ve acıklı öyküsü ,1972 (La increíble y triste historia de la cándida Eréndira y de su abuela desalmada)
Sevgiden Öte Sürekli Ölüm

-Anı
Anlatmak için yaşamak ,2002 (Vivir para Contarla)

-Diğer Eserleri
Un día después del sábado, 1955
Monólogo de Isabel viendo llover en Macondo, 1968.
Cuando era feliz e indocumentado, 1973.
Chile, el golpe y los gringos, 1974.
Ojos de perro azul, 1974.
El otoño del patriarca, 1975.
Todos los cuentos (1947-1972), 1976.
Textos costeños, 1981.
Viva Sandino, 1982.
El olor de la guayaba, 1982.
El secuestro, 1982.
El asalto: el operativo con el que el FSLN se lanzó al mundo, 1983.
Erendira, 1983.
Ayrıca yazarın Aralık 1982 de Stokholm'de yaptığı Latin Amerika'nın Yalnızlığı başlıklı Nobel edebiyat ödülü töreni konuşması da dahil olmak üzere bazı yazılar Turhan Ilgaz tarafından çevirisi yapılan Marquez'le Konuşmalar (Metis Yayınları, Aralık 1983) içinde yer almıştır

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gustave Flaubert
--------------
-Hayatı
12 Aralık 1821’de Fransa Rouen’de doğdu. 1880'de bir inme sonucu yaşamını yitirdi. Babası Achille Flaubert Rouen'daki bir hastanenin baş cerrahı, annesi de bir hekim kızıdır. 1840'ta liseyi bitirdi. 1841'de Paris Hukuk Fakültesine kaydoldu. 22 yaşındayken sara olduğu kabul edilen bir hastalığının bulunduğu ortaya çıktı. Eğitimini tamamlamadı. 1846'da babasını kaybetti. Bir kızı olan ablası da ölünce, annesi ve yeğeniyle Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, yaşamının tümünü burada geçirdi. İlk yazı çalışması 1837'de yayınlandı. Kasım 1849’dan Nisan 1951’e kadar Maxime du Camp ile birlikte Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. İçe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı.

Gerçekçilik akımını başlatan kişi olarak gösterilmesinde ünlü romanı Madame Bovary kadar bu mektuplarda dile getirdiği edebiyat ve sanatla ilgili görüşleri de etkilidir. Yaşadığı dönemde kitaplarından maddi kazanç sağlayamadı. Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bu dönemdeki en büyük avuntuları, manevi oğlu olan Guy de Maupassant’ın başarısı ve başını Emile Zola’nın çektiği natüralist (doğalcı) grubun ona verdiği değerdi. En ünlü romanı olan Madame Bovary 1856'da yayınlandığında, yazar ve yayıncı hakkında ahlaksızlığa teşvik suçundan dava açıldı. Madame Bovary bugün dünya edebiyatının temel taşlarından biridir.


-Eserleri

-Roman
Madame Bovary (1856)
Bir Delikanlının Hikayesi (1870 iki cilt: Bir Delikanlının Hikayesi 1964, Gönül ki Yetişmekte 1982)
Ermiş Antonius ve Şeytan (1968)
Bouvard ile Pecuchet (1881)
Salambo (1862, Türkçe 1935-1985)

-Oyun
Gönül Şatosu (1880)

-Öykü
Üç Hikaye (1887, Türkçe 1955, 1981)

-Deneme
Basmakalıp Düşünceler Sözlüğü (1913)
Kitap Deliliği (1926)

-Günlük
Kırlarda ve Kumsallarda (1886)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ernest Hemingway
---------------
Ernest Miller Hemingway, 1889’da Oak Park, İllinois’de doğdu. Hemingway, altı çocuklu ailesinin iki erkek çocuğundan birisiydi. Adını, babası ve de amcasının adlarından almıştı. Çocukluğunda eski bir müzisyen olan annesinden müzik dersleri aldı.

İlk makalelerini lise yıllarında okul gazetesi olan Trapeze’de yayınladı. Yazılarında daha çok Ring Lardner etkisi gözlemleniyordu. 1917 yılında liseyi bitirdi. Lisenin ardından ailesinin isteğinin tersine üniversiteye gitmek yerine Kansas City Star adlı gazetede muhabir olarak göreve başladı.

Hemingway’ın liseden mezun olduğu bu yıllarda Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı başlamıştı.

Amerika o yıllarda savaş konusunda tarafsız kalsa da daha sonra Nisan 1917 de savaşa girmesinin ardından Hemingway de orduya katılmak için başvurdu. Fakat Hemingway sol gözündeki bozukluktan dolayı orduya alınamadı. Ardından 1917 sonlarına doğru Kızılhaç’ın da gönüllü aldığını duyduğunda ilk başvuranlar arasındaydı. Ocak 1918’de Hemingway’in başvurusu kabul edildi ve ambulans şoförü olarak göreve alındı.

Kızılhaç ta çalışmaya başlar başlamaz gazetedeki işinden ayrıldı. Gazete de kaldığı kısa zaman içerisinde birçok yöntem ve de teknik öğrendi. Daha sonraki yıllarda o günleri "Gazetecilik yıllarında öğrendiğim kurallar en güzelleri idi ve de tüm yazarlık hayatım boyunca onları unutamadım" şeklinde hatırlayacaktı.

Avrupa'da ilk olarak vardığı şehir Paris oldu. Orduda bir süre normal bir görevli olarak çalışmasının ardından ambulans şoförlüğüne geçti. 8 Haziran 1918 de birkaç adım ilerisinde patlayan bir Avusturya topu yüzünden ağır şekilde yaralandı. Yardım etmeye çalıştığı İtalyanlardan bir tanesi ölürken diğeri bacaklarını kaybetti. Aynı olay esnasında başka yaralı bir İtalyan askerini cepheye taşımaya çalışırken bacaklarından yaralandı. Yaşananların ardından İtalyan gazetelerinde kahraman olarak ilan edilip, İtalyan hükümeti tarafından Gümüş Onur Madalyası ile ödüllendirildi. Hemingway bu olayı bir mektubunda arkadaşına şu şekilde anlatıyordu: "Bazen savaşta ön saflarda büyük bir gürültü duyarsın, ben de aynı gürültüyü duydum; ardından ruhumun sanki bir mendilin cepten çekilişi gibi benden çekildiğini hissettim. Son olarak ise ruhumun bir bütün halinde tekrar bedenime döndüğünü fark ettim ve de o andan itibaren benim için ölüm yoktu."


Ernest Hemingway - I. Dünya Savaşı yıllarıHemingway bu olayların ardından Milan’da bir hastanede tedavisini tamamlarken hemşire Agnes von Kurawsky ile tanıştı. Bu da onun ölümsüz eserlerinden olan "Silahlara Veda" ( A Farewell to Arms ) adlı eserini yazmasını sağladı. Tekrar Amerika’ya dönen yazar ailesinin iş bulması için yaptığı baskılara rağmen sakatlığından dolayı ordunun verdiği parayla bir yıl kadar işsiz olarak yaşadı. Daha sonra 1921 yılında eşi Hadley Richardson ile tanıştı ve evlendi. Aynı yıl içerisinde Chicago’ya göçtü. Toronto da bulunan Daily Star adlı gazetede yazmaya başladı. Gazetede iş bulduktan sonra ilk iş olarak Paris’e taşındı. Paris yıllarında birçok yazarla tanıştı. Kendisine yavaş yavaş da olsa bir isim yapmaya çalıştı ama 1923 yılında eşinin hamile olduğunu fark edince çocuklarının Kuzey Amerika da doğması için Amerika’ya döndüler. 1924 yılında ilk çocukları doğdu. Hemingway ailesi 1924’te tekrar Paris’e döndü. 1925-1929 yılına kadar olan dönemde Hemingway kendi yazarlık yıllarının en güzel örneklerini verdi. Bu yıllarda hiç tanınmayan bir yazarken birden bire dünyanın en ünlü yazarları arasında girdi. İlk basılan romanı olan "Güneş de Doğar" adlı kitabı bu yıllarda basıldı. "Güneş de Doğar" adlı eserinde savaş yorgunu bir askerin anılarını anlatan Hemingway 1929 yılında basılan "Silahlara Veda" adlı eseri ile çok büyük yol kaydetti. "Silahlara Veda"’da yaralı bir askerin savaşta bir hemşireye duyduğu aşkı dile getiriyordu. Bu romanında kahraman hem yaralanıyor hem de hamile olan sevgilisinin ölümüne dayanmaya çalışıyordu. Hemingway böylelikle savaşında anlamsızlığına değinmeyi amaçlıyordu. 1931 de Avrupa anılarından olan İspanya yıllarına dair "Öğleden Sonra Ölüm" adlı kitabını yazdı. Afrika’da yaptığı turla ilgili yazılarını ise Afrika’nın Yeşil Tepeleri adlı kitabında topladı. 1940 yılında ise en başarılı eserlerinden olan "Çanlar Kimin için Çalıyor" adlı eserini yazdı ve mesleğinde artık zirveye ulaştı. 1942’de Amerikan Deniz Kuvvetleri’ne girdi. 1944’te Fransa çıkartmasına katıldı ve de Paris’in kurtuluşuna şahit oldu. 1950 de çok da başarılı olmayan "Irmaktan Öteye ve Ağaçların İçine" adlı eserlerini yazdı. 1952’de gerçek başyapıtı olan "İhtiyar Adam ve Deniz" adlı eserini yazdı. Bu kitapta insanın yaşama nasıl bağlanması gerektiği ve de aslında insan yaşamında her şeyin boş olduğuna dair olan fikirlerini belirtti. 1953’te aynı eseri ile Pulitzer Ödülünü aldı. 1954’te ise Nobel edebiyat ödülüne layık görüldü. Hemingway çok tutkulu bir yaşamın ardından 1961 yılında Ketchum/Idaho’da kendini av tüfeği ile vurarak yaşamına son verdi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Émile Zola
---------
Émile Zola, (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902) Fransa'da natüralizm akımın öncüsü ünlü yazar. Zola’nın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransa'yı terkedip bir süre Londra'da yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davası'nın yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında, yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır..

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Fyodor Mikailoviç Dostoyevski
-------------------------
11 Kasım 1821'de Moskova’da doğdu. Tam ismi Fiodor Mihayloviç Dostoyevski. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837'de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miraz kalmıştı. İlk romanı "İnsancıklar"ı 1846'da yazdı. 1954'te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846'da yazdığı ikinci romanı "Öteki" yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1951 tarihli "Ev Sahibesi", 1848'de yazdığı "Beyaz Geceler" ile "Yufka Yürekli" romanları da ilgi görmedi. 1849'da yazdığı "Netoçka Nezvanova" romanı da beklenen başarıyı getirmedi.

Politikayla ilgililenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr'ın güvenlik güçleri tarafından, "devleti yıkmaya çalıştığı" suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. İdamdan son anda vazgeçildi, Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkum edildi. Sibirya'daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı mahkumları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854'te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857'de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg'a döndü. Yeni Çar 2. Aleksandr'ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte "Vremya" adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862'de Fransa, İngiltere ve İtalya'yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya'nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.

Rusya'ya dönüşünde "Epoha" isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864'te eşini ve kardeşi Mihail'i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa'ya kaçtı. Wiesbaden'de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865'te Rusya'ya döndü. 1867'de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle Petesburga'a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan "Grajdanin"in başına geçti. 1 yıl sonra bıraktı. Bu dönemde eksi itibarını ve ününü tekrar kazandı. En büyük romanı "Karamozof Kardeşleri" yazmaya 1879'da başladı. 1880'de şair Aleksander Puşkin'in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi'nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa'da yaşadı. 9 Şubat 1881'de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır. Eserlerinde iki dünya savaşı arasında yaşayan bir kuşağı rahatsız eden ahlaksal, dinsel, siyasal konuları etkileyi bir dil ve ustalıkla dile getirdi. Gözlemlerinin keskinliği, ayıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla Avrupa'da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen hemen tüm yazarlar üzerinde etkili oldu. Batılı ülkelerin edebiyat ve düşün yaşamında önemli bir rol oynadı. Varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri sayılır
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Charles Dickens
-------------
Charles Dickens, (d. 7 Şubat 1812, ö. 9 Haziran 1870) ünlü İngiliz yazar.

Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens, küçük yaşlardan itibaren sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835’te “Boz” takma adıyla Boz’un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı.

1837’de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik’in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary’e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı.

1840-41’de Amerika’ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı.

1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama çok yoruldu ve Gadshill’deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870’te de şöhretin zirvesindeyken öldü.


-Bazı eserleri
Oliver Twist (1837–1839)
Nicholas Nickleby (1838-1839)
Antikacı Dükkanı (1840-1841)
David Copperfield (1849–1850)
İki Şehrin Hikayesi (1859)
Büyük Umutlar (1860–1861
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Cervantes
--------
Miguel de Cervantes , İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır.29 Eylül 1547'de Alcalá de Henares, İspanya'da doğmuştur. 23 Nisan 1616 Madrid'te ölmüştür. En ünlü eseri Don Kişot'tur. Akıllardan çıkmayan sözü ise : Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar, öbürünü kırparlar.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Anton Çehov
----------
Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860, Taganrog Rusya - 15 Temmuz 1904, Badenweiler,Almanya), ünlü Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin en önemli ustalarından. 19. yüzyıl gerçekçilik okulunun en önde gelen temsilcisi.

Rusya'nın güneyinde Azov Denizi kıyılarındaki Taganrog'da bakkal bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Babası, ticaretten çok dini ve artistik konulara eğilimleri olan sert ve otoriter bir adamdı. Babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söyleyen Çehov, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkan işleriyle de ilgilendiğinden lise eğitimi uzadıkça uzadı.

Çehov, bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okudu. Daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. Düş gücüne fazlasıyla olanak tanıyan bu eğitim Çehov'un yaşamı boyunca klasiklerden hoşnut olamamasına yol açacaktı. "Kılıflı Adam" ve "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikayeleri lise dönemine aittir.

1876'da babasının iflas etmesi üzerine ailesi Moskova'ya göçtüğünde, kendisi bir ağabeyi ile birlikte Tagangrog'da kalarak liseye devam etti. Üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına karşın kendi hayatını kendi kazandı. Zor koşullar altında geçen çocukluk yılları, hikayelerinde çocuklara geniş yer vermesine ve hep hüzünlü, incinmiş çocukları anlatmasına neden oldu.

1879'da liseyi bitirdi ve Moskova'ya giderek tıp fakültesine girdi; 1884'te doktor oldu. Tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Bu dönemde yazdığı yazılarını "Melbourne'ün Masalları" adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayınladı.

Türkçe'de yayımlanan başlıca yapıtları: Besleme (1994)
Korkulu Gece (1995)
Seçme Öyküler (1997)
Kara Keşif (1999)
Toplu Eserler (2000)
Bütün Oyunları (2000)
Maran*gozun Köpeği Kaştanka (2001)
Oyunlar (Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi,
Üç Kızkardeş, Teklif, Jübile, Düğün; 2001)
Bir Taşralının Öyküsü (2002)
Bütün Oyunları (2 cilt, 2002)
Bütün Öyküleri (8 cilt, 2002)
Asma Katlı Ev (2003)
Hikâyeler (2005).
Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikayelerini bu dönemde yazdı. Hekimlik çok vaktini aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca hekimlikten vazgeçip yazarlığa yöneldi. Yazarlığına hekimliğinin izleri görülür. Pek çok kimse onun Çarlık Rusyasını anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir.

1887'de "Alacakaranlıkta" adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülü nü kazandı. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu "İvanov", Moskova'daki Korsch Tiyatrosunda sergilendi.

Ünlü öyküsü "6. Koğuş" 1892'da yayınlandı. Aynı yıl kolera salgını olan bölgelerde doktor olarak aktif rol oynadı. Merkez Rusya'da bir Melikhov adını verdiği bir malikane satın alarak taşındı ve yaşamında "Melihova dönemi" denilen yeni bir dönem başladı. Bu dönemde yaratıcılığının zirvesine ulaştı. Sürekli kendisini ziyaret gelen dostlarını malikanede ağırladı.

1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirdi. Bu arada vereme yakalandı, tedavi için Kırım'a geçti.

1895'te "Martı" oyununun ilk versiyonunu yazdı. "Sakhalin Adası"nı yayınladı. Tolstoy ile tanıştı. Oyunun St. Petersburg'daki ilk gösterimi başarısızlıkla sonuçlandı.

1897'de Köylüler adlı uzun öyküsünü yayınlattı. 1898'de Sanat tiyatrosunu Stanslavski ile birlikte kuran Nemiroviç-Dantçenko Martı’yı sahnelemek için Çehov’dan izin istedi, bu arada Çehov, ilerde evleneceği aktris Olga Knipper'le tanıştı. Martı oyunu büyük başarı elde etti. Çehov'un babası öldü.

1899'da "Vanya Dayı"nın ilk gösterimi yapıldı, Toplu Yaptılarının ilk cildi yayımlandı.

1901'de "Üç Kızkardeş" sahnelendi; Çehov, Kafkasya seyahatinden sonra bir ev yaptırdığı Yalta'ya döndü ve Olga Knipper ile evlendi.

1904'te "Vişne Bahçesi" Moskova'da sahnelendi. Sağlığı bozulan Çehov, eşi ile birlikte Almanya'ya gitti ve Badenwiller'da öldü.

Çehov'un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlandı. Bu yayının 8. cildinde Çehov'un sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alır.


-Kısa Öyküleri
Çehov, yaklaşık 1000 sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline dönüştürdü. Aynı zamanda sefaleti ve umutsuzluğu ele alan ve önceki öykülerindeki çılgınca komiklikle garip bir zıtlık sergileyen ciddi yapıtlar da yazdı. Zamanla bu yönü çok daha ağır bastı ve daha sonraki yapıtlarına tümüyle egemen oldu.


-Tiyatro Oyunları
Çehov'un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başladı. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan İvanov ve Orman Cini'ni 1887-1890 yıllarında yazdı.

Vodvilleri taşra tiyatrosunda büyük başarı kazandı. Bir Moskova tiyatrosunda sahnelenen İvanov da çok büyük başarı sağladı. Orman Cini'nin aynı başarıyı sağlamaması üzerine Çehov oyun yazmaya uzun süre ara verdi. Martı'yla yeniden oyun yazmaya başlaması ikinci başarısızlığı beraberinde getirdi. Bunun üzerine Çehov tiyatroyla ilgisini kesmeye karar verdi. Bir mektubunda şöyle diyordu: "700 yıl yaşasam bir piyes yazmam. Nesine isterseniz bahse girerim." Bunları yazarken tiyatro sevgisini hesaba katmamıştır. Bu sırada Vanya Dayı büyük övgülere layık görülüyordu. Martı'nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı da Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi'ni yazmasını sağladı.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Brecht
-----

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Honoré de Balzac
-------------
20 Mayıs 1799’da Fransa Tours’da doğdu. 18 Ağustos 1850’de yaşamını yitirdi. Asıl ismi Honore Balssa. Adını Balzac olarak değiştirdi ve soyluluk ifade eden de’ öntakısını ekledi. Köy kökenli bir ailenin çocuğu. Babası devlet memuru. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü.

1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçe'ye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak çevrildi.) 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.

1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantısal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır.


-Türkçeye Çevrilen Eserleri
Manyak kurba (2006)
Köylü İsyanı (1974)
Tours Papazı (1949)
Eugenie Grandet (1983)
Goriot Baba (1984)
Bette Abla (1977)
Otuz Yaşındaki Kadın (1963)
Vandetta (1943)
Tılsımlı Deri (1943, 1968)
Tefeci Gobseck (1947-1961)
Kırmızı Han (1946)
Terör Devrinde (1979)
Köy Hekimi (1942-1979)
Bilinmeyen Şaheser (1945)
Lois Lambert (1946)
Albay Chabert (1944-1974)
Bir Havva Kızı (1970)
Onüçlerin Romanı (1945)
Mutlak Peşinde (1945-1965)
Altın Gözlü Kız (1943)
Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti (1946)
Kibar Fahişeler (1972)
Kötü Kadınların Parlayış, Düşüşü (1981)
Vadideki Zambak (1941-1985)
Sönmüş Hayaller (1949)
Nucingen Bankası (1950)
Köy Papazı (1952)
Cesar Birotteau (1945-1964)
Ursula Mirouet (1949)
Karanlık Bir İş (1947)
Esrarlı Bir Vaka (1949-1964)
İki Gelinin Hatıraları (1940 - 1983)
Modeste Mignon (1947)
Köylüler (1845, 1976-1985)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Andre Malraux
-----------
André Malraux (1901-1976) Fransız romancı,sanat tarihçisi ve devlet adamı.

1992'de bir Khmer tapınağını görmek amacıyla Kamboçya'ya gitti.Tapınağın kabartmalarını sökmek suçundan bir süre hapis yattı.Burası,Malraux'un sömürge karşıtı düşüncelerinin geliştiği yer oldu.Güneydoğu Asya'da L'lndochine Enchainee adlı gazeteyi kurdu. Daha sonra Çin'e geçerek Devrimci eylemlerde bulundu.

1929'da Afganistan ve İran'da, 1934'te Arabistan Yarımadası'nda incelemelerde bulundu.1945'te Roman yazmayı bırakarak Sanat Tarihine yöneldi.1958-1968 arasında Fransa'da Kültür Bakanı olarak görev yaptı.Çağın felsefi ve ideolojik yapısını sorgulayan Malraux'nun yapıtlarında,burjuva toplumuyla ve bu toplumda yaşayan bireylerin varoluşsal sorunlarıyla bir hesaplaşmasını görürüz.

En önemli eseri Dünya klasikleri arasında bulunan (La Condition Humaine) İnsanlık Durumu'dur (1933
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
  Alıntı İle Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
dünya, eserleri, klasikleri, yazarları

Seçenekler
Stil


Powered by vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Akblog transformice || toefl kursu || ingilizce kursu || forum || araba  toefl kursu Yarışçı Arazi atari oyunları winx oyunları wordpress tema 2013 Tesettür Modası hunca life Elbise Modelleri Tesettür Giyim Gelinlik Modelleri
Burası binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir.Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır.Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir.Yöneticiler yapılan paylaşımları ve yorumları kontrol etmekde,lakin gözden kaçanlar olabilmektedir.Eğer Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uymayan ve telif hakkı içeren bir paylaşımın forumumuzda yapıldığına rastladıysanız lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz,bildirgeniz incelendikden sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.Bildireceğiniz email adresi : forumtrlink@gmail.com adresidir.Diğer bildirge seçeneği ise forumumuzdaki Öneri ve Şikayetleriniz bölümüdür.